2011’in Ardından

Evimiz

2011 yılını kendi açımdan değerlendireceğim yazıma, 2011’e, bana çok büyük bir kazık atmadığı için teşekkür ederek başlamak istiyorum. Evet, koca bir yıl geride kaldı ve ben çok şükür büyük bir belaya bulaşmadım ve sarsılmadım. Aksine 2011 yılı benim için çok şanslı bir yıldı.

Henüz bahar aylarının başında, ne olduğunu anlamadan bir çırpıda ev sahibi olduk. (Varan 1) Taşınıyoruz, taşınacağız, kiracı çıktı, çıkmadı, evin tadilatı, boyası badanası derken bir kaç ay öyle sıkıcı ama öyle çabuk geçti ki ne zaman yaz geldi anlamadık. Hiç bilmediğimiz Beylikdüzü ile Beşiktaş’taki iş yerime gidip gelirken katettiğim yol (günde yaklaşık 100km) sayısız kitap, dergi okumama, Twitter, Facebook vb. sosyal medya ağlarını daha yakından takip etmeme neden oldu.

Teknolojik gelişmeleri yakından takip ettiğim için, iPhone 4 sahibi olmak benim için önemli bir “satınalma” idi. (Varan 2) Daha mobil olmak, e-postalara, sosyal ağlara daha yakın olmak her zaman işime yaramıştır. Önceki seneden beri kullandığım iPhone neredeyse vücudumun bir parçası haline geldi desem çok abartmış olmam. Akıllı telefonu sadece telefon olarak kullananlara ziyade, iPhone’nun tüm nimetlerinden sonuna kadar faydalandığımı inkar edemem.

 

Apple markasına ve dolayısıyla ürünlerine olan hayranlığımı, uzun süreden beri hayalini kurduğum Macbook Pro’ya şans eseri oldukça indirimli bir bedel ödeyerek sahip olduğumda 2011 yılındaki hayallerimden birini daha gerçekleştirmiş olmanın verdiği huzurla birlikte epey keyiflenmiştim. (Varan 3) Yıllarca Windows ve Linux işletim sistemli masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar kullandıktan sonra Macintosh’un o eşsiz işletim sistemine ve Mac’in diğer sistemlerden sıyrılan estetik tasarımıyla içli dışlı olmak, bana yeni bir deneyim kazandırmıştı. 20 yıldır bilgisayar kullanıyorum zannediyordum ama vaktimi boşa harcıyormuşum hissine kapılmam çok uzun sürmemişti. Apple’ın yaratıcısı Steve Jobs’a olan hayranlığımın kat be kat arttığını da söylemeye gerek yok…

Yollar yürümekle aşınmaz derler ama Beşiktaş – Beylikdüzü istikametinde her gün 4-5 saat geçirmek insanın ömründen çalmaya yeter de artar bile. Avcılar – Beylikdüzü arasında yapımına başlanan Metrobüs hattı inşattı yüzünden keyfim bir süreliğine kaçtıysa da kendime verdiğim gaz ve eşimi, çektiğim çilenin boyutlarına inandırma başarım sayesinde sekiz aylık bir aradan sonra yeniden otomobil sahibi olduk. (Varan 4)

Arabayı aldıktan sonra ev – iş arasındaki yolun daha kısalacağını, daha kısa zamanda eve döneceğimi hayal etmiştim ancak, her geçen gün daha da beter bir hal alan Metrobüs hattı inşaatı yüzünden, işten eve dönüş sürem 2 saatten 3 – 3,5 saate uzamaya başlayınca canım baya sıkılmıştı. Ancak, sosyal medyanın da desteğiyle, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Trafik Kontrolorü Murat Kazanasmaz’ın önerilerini dinlemeye ve rotamı ona göre çizmeye başladım. Fakat daha sonra, daha da iyi bir çözüm buldum. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Güzergah Planlama uygulaması. Bu uygulama ile başlangıç ve varış noktalarınızı seçip, gitmek istediğiniz yere en hızlı nasıl gidebileceğinize dair bir rota öğrenebiliyorsunuz. Bu sayede, işten daha erken ya da daha geç saatlerde çıkıp eve 1,5 saatten daha az bir zamanda dönmenin yolunu bulmuş oldum. Artık, günde 2 saat daha fazla zamanı kendime ayırabiliyorum…

Az önce, Apple ürünlerinden bahsederken, Apple’a olan hayranlığımdan bahsetmiştim. 2011 yılı aynı zamanda benim için Apple ile bütünleşme yılı da oldu. Sonbaharın başlarında, iş arkadaşımın da gazıyla bir iPad2 sahibi oldum. (Varan 5) iPad için “iPhone’un büyük ekranlısı” diyenlere inanarak ne kadar büyük aptallık yaptığımı o zaman öğrenmiş oldum :) iPad, herhangi bir tablet bilgisayardan fersah fersah üstün bir cihaz. O özellik yok, bu özellik eksik, hafıza kartı takılmıyor gibi baheneler üretenler bile iPad2’yi bir süre kullandıktan sonra eminim kendilerinden geçerler…

Apple’dan bu kadar bahsetmişken, kurucusu Steve Jobs’tan bahsetmemek olmaz. Kurduğu, büyüttüğü hatta kovulduğu Apple, teknolojisi dünyasının en önemli markalarından biri. Yakın zamanda kaybettiğimiz Steve Jobs ise teknoloji dünyasının mütevazi dehası… Steve Jobs olmasaydı muhtemelen bugün kullandığımız bilgisayarlar çok daha tekdüze olacaktı. Dehası, ileri görüşlülüğü ve kafasına koyduğunu gerçekleştirmeye olan inancı sayesinde dünya tarihine adını altın harflerle yazdırmış bir adamdan bahsediyorum.  Ruhun şad olsun Jobs…

Ben defalarca izledim ama henüz izlmemiş olanlar ve tekrar izlemek isteyenler, Steve Jobs’ın Stanford Üniversitesi diploma törenindeki konuşmasını izleyebilirler: Aç kal, budala kal…

Bu arada, hazır aklıma gelmişken, bir yarışma neticesinde, 2011 yılında çıkan Steve Jobs biyografisini bana hediye eden Bilkom’a teşekkür etmek istiyorum…

2011’den hatırımda kalanlar bu kadar. Gelelim 2012 hedeflerime…

Hayattaki en önemli felsefelerimden birini daha önce de söylemiştim: Hayal ederken dikkatli olun, gerçek olabilirler… Albert Einstein’ın da dediği gibi hayal gücü bilgiden önemlidir.

2012 yılında neler yapmak istediğinizi, 2012’den neler istediğinizi düşünün. Hayaller kurun. Ama, olmayacak hayaller kuruyorum diye kendinizi sınırlandırmayın, kendinize kızmayın. Eğer siz hayal edemezseniz, hayal ettiklerinizi istemezseniz, elde edemeyeceğinizin farkında mısınız?

Evet, belki birinin elinde sihirli değnek yok ve herşey bir anda olmayacak. Belki de hayal kurduğunuz şey, size çok uzak görünüyor… Kim bilir? 5 dakika sonra nefes alacağınızın garantisini vereyemeyeceğiniz gibi, hayallerinizin gerçek olmayacağına dair de bir garanti yoktur. Hiçbir zaman!

Her hayalin maddi olmasına da gerek yok. Sıkıntılı bir sene geçirmişsinizdir, sağlıklı olmayı hayal ederseniz ve yıl boyunca hiç hastalanmazsınız. Bu sizin, hayalinizin gerçekleştğini göstermez mi? O halde iyi düşünün, hatta büyük düşünün. Büyük düşünün ama küçük şeylerle mutlu olmasını ve sahip olduklarınıza sükretmeyi ihmal etmeyin….

Benim 2012’den ilk isteğim her zamanki gibi sağlık. Aklım yerinde, vücudum sağlam olduğu sürece yaşamımı devam ettirebileceğime inanıyorum.

Ardından, sahip olduklarımı korumayı diliyorum. Yeni birşeyler istemeden önce eldekilerin kıymetini bildiğinizi göstermek şart…

İşimin daha iyiye gitmesini istiyorum. Bunu isterken de patronum çok para kazanacak diye düşünmek yerine, iş arkadaşım kazanırsa ben de kazanırım diye düşünüyorum her zaman. Başkalarının sahip olduklarını kıskanmak size bir şeyler kazandırmaz. Aksine, içinizdeki fesatlığı arttırır. Unutmayın, kıskanarak bir yere gelemezsiniz. Birşeylere sahip olmak istiyorsanız çalışmalı, mücadele etmelisiniz.

2012’de yeni bir işe başlayacağım ve o işin sorunsuz ya da asgari sorunla ilerlemesini istiyorum. Kendi kapasitemin farkındayım ve sahip olduğum bilgi ve tecrübe ile daha fazlasını yapabileceğime inanıyorum. Azimli sıçan taşı deler lafını duymuşsunuzdur. Sıçan değilim belki ama en azından taş nasıl delinir, yolu yöntemi nedir onu biliyorum :)

Yeni yıldan tek bir somut dileğim var: Volvo XC70. Biraz pahalı bir dilek ama gerçekleştirmek için Milli Piyango’nun 3 büyük ikramiyesinden birinin benim satın aldığım biletlerden birine vurması yeterli :)

2011’de şans benden yanaydı. 2012’de de 2011 kadar şanslı olursam hayat bana güzel olacak :) Dilerim sizin için de herşey güzel olur.

Hayallerinize kavuşabildiğiniz, karşılaşacağınzı zorluklar karşısında pes etmeyeceğiniz keyifli bir yıl dilerim…

Onur Gözüpek

bilişim doktoru, sanal alem gezgini, sosyal medya takipçisi, boş beleş işler müdürü, teknoloji tutkunu bi acayip dünya insanı

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir